Geleceğe dair konu açılmışken geleceğin park modelleri hakkında fikirleri olan Prof. Galen Cranz (Berkeley Üniversitesi) bir sonraki park modelinin Sürdürülebilir Parklar olacağını öne sürmektedir. Bu düşüncesinin anafikri şudur:
Genelde parklar kaynakların üretimi ve tüketimi arasında bir sınır oluşturmaya ve kendi paylarına üretimin içinde yer almaya başlayabilir. Diğer kültürlerde, örneğin Çin�de, parklar gelir elde etmek için kullanılan alanlar olabilmektedir. Yelpaze ya da kürdan yapımında kullanılan bambular veya ilaç yapımında kullanılan şifalı otlar parklarda yetiştirilmektedir. Göllerde senede üç kere balık hasatı yapılmaktadır. Bu durumda Çinliler parklarını verimli bir şekilde kullanmaktadırlar ve parkları kendi masraflarını karşılamakta ekonomiye katkı sağlamaktadır. Eğer bunu kendi parklarımıza bir model olarak kabul edersek, zamanla insanların bu Peyzajları kendi bahçelerine de taşımaya başladıklarını görürüz. Örneğin; çöplerin %19� u bahçelerden çıkan ot, dal gibi atıklardan oluşmaktadır. Eğer parklar malçlama ve kompost uygulamalarını estetik bir biçimde sergileyebilirse bu hem kendi giderleri için hem de semtlerindeki insanların fikirleri için mükemmel bir örnek oluşturabilecektir. Parklar pek çok durumda geri-dönüşüm merkezleri haline getirilebilir. Bu aktiviteleri çocuklar için eğlenceli hale getirmek mümkündür, şişeleri ya da metalleri belli yerlerde toplamak eğlenceli bir aktivite olabilir. Sanatçılarla birlikte ortak bir çalışma ile bu aktiviteler görsel, kinetik, çekici hale getirilebilir ve açık alan sistemi ideolojisinden bazı öğeler sosyal hizmetler içine eklemlenebilir. Geleceğin uğraşısı dünya üzerinde daha sürdürülebilir ve dünyayı bir hurdalığa çevirmeden nasıl yaşanacağı üzerine olacaktır.
Sonuç
Geleceğin park modelinin bu olup olmayacağını bekleyerek görmek durumundayız ancak bu noktada ülkemize de bir göz atmamız gerekiyor. Sonlara doğru söylediğimiz gibi park modellerinin pek çoğuna ülkemizde de rastlanmaktadır ancak bunun nedeni genellikle toplumun rekreasyonel ihtiyaçlarının akılcı bir biçimde saptamamız ve akılcı planlamalar yapmamız değil dışarıdan görülen örnekleri kopya etmemizden kaynaklanmaktadır. Günümüz Türk toplumunun rekreasyonel ihtiyaçlarını saptamaya ve kentler içinde veya dışında bu ihtiyaçları çözmeye yönelik çalışmalar yeterli düzeyde yapılamamaktadır. Bu noktada ekonomik durum, sosyal yapıdaki dengesizlikler, yerel yönetim kanunları vb. pek çok neden mazeret olarak gösterilebilir gibi gözükse de bunların aslında birer mazeret değil aşılabilir engeller olduğu amerikan parklar tarihi inclendiğinde açıkca görülebilmektedir. Kamusal açık alanların önemi, şehir planlamasının ve hazırlanan planlara uymanın gerekliliği hergün kendisini daha açık biçimde hissettirmektedir. Son zamanlarda yaşanan acı deneyimler (1999 depremi, sosyal çatışmalar, terör vb.) bu durumu bir kez daha gözler önüne sermiştir.
Türkiye� de parkların tarihi konusunda benim bilebildiğim çalışmalar olmasına karşın bunların yeterli olduğu kabul edilemezdir. Acı olan bir nokta Peyzaj mimarlığı bölümlerinde kendi park tarihimiz hakkında herhangi bir dersin var olmaması, hatta bunu bırakın dünya park tarihi hakkında da sınırlı sayıda bilgi ile geçiştirilmemizdir. En azından kendi adıma bunu rahatlıkla söyleyebilirim zira Peyzaj sanat tarihi adı altında işlenen konulardan aklımda kalan tek tük parçacıkların hepsi aristokrat Avrupa saray bahçelerine aittir ve günümüz çağdaş kamusal açık alanları ve demokrasi kavramıyla hiçbir alakası yoktur.
Ülkemizde özellikle cumhuriyet döneminde başarıyla gerçekleştirilen toplumsal dönüşüm projeleri içinde mekanların özellikle de parkların önemi, günümüze kadar yapılan parkların nitelik ve nicelik bakımından saptanması, değerlendirilmesi öncelikli konularımızdan olmak zorundadır.
Kaynak:
Changing Roles Of Urban Parks : From Pleasure Garden to Open Space , Cranz, Galen (Berkeley University) City Parks of Past and Tomorrow, Cranz, Galen (Berkeley University) Project for Public Spaces Frederick Law Olmsted ve Çalışmaları, Lisans Tezi, Cüneyt ÇAKAR, Rahşan BUÇANOĞLU, Doç. Dr. Adnan KAPLAN, 2002, Izmir.
Derleme: Cüneyt Çakar / Ege .Ü - Peyzaj Mimarı
9 Mayıs 2008 Cuma
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder